BOĞAZLIYAN İLÇESİ NÜFUSU ve TARİHÇESİ
CUMHURİYET DÖNEMİ
Boğazlıyan
İlçesi’nin 1945 nüfus sayımında 71.079 olan
toplam nüfusun 1950 nüfus sayımında 52.833’e
düşmesi Boğazlıyan’ın bir bucağı olan
Çayıralan’ın müstakil bir ilçe haline
gelmesinden, yine 1955 nüfus sayımında 61.004
olan toplam nüfusunun 1960 nüfus sayımında
50.001’e ilçemizin bucağı olan Sarıkaya’nın
ayrılarak müstakil bir ilçe haline gelmesinden
dolayı olmuştur.Ayrıca 1990 nüfus sayımında
67328 olan toplam nüfusunun Yenifakılı’nın ilçe
olmasıyla 11.536 düşerek 56.335 te kalmıştır.
TARİH
Halk arasındaki söylentilere göre Boğazlıyan’ın
yerinin kurulduğu dönemde bir bataklık halinde
sazlıklarla kaplı olduğu, bu nedenle buraya
girmek isteyenlerin bir çoklarının boğulduğu o
sebeple bölgeye Boğazlıyan dendiği, sonradan
ilçenin adı da bu isimden dolayı Boğazlıyan
olarak kaldığı sanılmaktadır.
Boğazlıyan adı teberi tarihinde “ barış içinde
yaşanan yer “ anlamına geldiği ve isminin bundan
ötürü verildiği kaydı bulunmaktadır.
Sayın Prof. Dr. Mustafa AKDAĞ’a göre;Boğazlıyan
Türkçe bir kelimedir. Kelime anlamı boğazına
sarılan, kucaklayan, birbirine kavuşan anlamına
gelir. Bu kavuşma iki yönlü değerlenmekte;
birincisi üç akarsuyun bu topraklar üzerinde
birleşmesi, kucaklaşması yani Kozan Özü,
Karacaali Özü ve Karakoç Özünün Bahariye
“Cavlak” köyünün önünde bir boğazda
birleşmesidir. İkincisi kervanlarla ticaret
yapan tacirlerin bu topraklar üzerinde birleşip
buluşmaları bu ismin doğmasına sebep olmuştur.
Boğazlıyan İlçesi ve çevresindeki höyükler den
(Boğazlıyan, Yoğunhisar, Çalapverdi Yazıkışla,
Devecipınar) anlaşıldığına göre Hitit uygarlığı
ve Roma İmparatorluğu (Bizans) dönemlerinde ilçe
ve çevrelerinin yerleşim merkezleri olduğu
anlaşılmaktadır.
Boğazlıyan İlçesi’nin kurulmuş olduğu bu bölge
bir takım ünlü uygarlıklara sahne
olmuştur.Anadolu’nun bir çok uygarlıklara
beşiklik yaptığı kesindir. Boğazlıyan ise bu
önemli bölgenin kavşak noktalarından biridir. Bu
bölgede yeni Kızılırmak çayı içerisinde kurulan
ilk önemli uygarlığın Hitit devleti olduğu
bilinmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi
çevremizde de Boğazlıyan,Yoğunhisar, Çalapverdi,
Yazıkışla, Devecipınar daki kalıntılar bunların
birer belgesidir.
Hitit tarihin eski krallık ile yeni krallık
dönemi arasındaki (M.Ö. 1650- 1450 ) devri
aydınlatacak önemli belgeler henüz ele
geçirilemedi. Bu devirde Hitit Devleti’nin
dolayısıyla bu bölgenin doğudaki Mitaniler
tarafından işgal edilmesi muhtemeldir. Hitit
uygarlığı ile Mısır Uygarlığı arasında yapılan
Kadeş Savaşı’ndan sonra (M.Ö. 1295) Hitit
Krallığı’nın çökmeye yüz tuttuğu görülür. Bu
dönemde Hititlerin bir kısmı Frig Devleti’nin
egemenliğine girmiştir.
Ed’ler İskitler’le birleşip Asur Devleti’ne son
verdikten sonra (MÖ 612 ) Anadolu’yu
Kızılırmak’a değin ele geçirip Lidya ile sınır
komşusu olmuşlardır.Çıkış nedeni bilinmeyen
Kızılırmak Savaşında (MÖ. 585) Lidya Kralı
Alyattes ve Med Kralı Kyaxares karşı karşıya
gelmişler, fakat Thales’in önceden hesapladığı
bir güneş tutulması sonucu taraflar anlaşmaya
vararak Kızılırmak’ı iki devlet arasında ortak
sınır kabul etmişlerdir. Böylece Boğazlıyan’ında
içinde bulunduğu topraklara Med’ler egemen
olmuştur. O doğrudan Kyrees (Kurus) tarafından
İran’da kurulan Pers devleti (MÖ.559) Lidya’ya
rakip olarak ortaya çıktığından MÖ.546 yılında
Pers’ler Lidya’yı ele geçirmişler ve Lidya
Krallığının siyasal yaşamı bitirmiştir. Bu
olaylarla birlikte tüm ön Asya ve Anadolu
dolayısıyla da ilçemizin yer aldığı topraklar
Pers’lerin egemenliği altına girmişlerdir.
MÖ. lV. Yüzyılda Makedonya Hükümdarı Büyük
İskender Granikos (MÖ.334) İsos (MÖ.333)
Gavgamela (MÖ.331) savaşları ile Pers’leri
(İran’ı) yenip Anadolu’yu ele geçirdi ise de
İran şehirlerinin zaptı ve Hindistan seferi ile
uğraştığından Boğazlıyan Kapadokya’da kesin
kuramadı.
Büyük İskender’in MÖ. 232 yılında ölümünden
sonra bölgede karışıklıklar devam etti. Anadolu
Kelt’lerin (Galat’ların) istilasına uğradı.
Kelt’ler orta Anadolu’ya yerleştiler ancak
bağımsız bir devlet kuramadılar. Üç kabile
halinde yaşadılar sonrada Roma’lılar Ücretli
asker oldular.Bölge Kapadokyalılardan Aryarak
Kabilesin’nin elinde kaldı.
MÖ. 2. yüzyılda Roma’lılar bir çok fırsatlardan
yararlanarak Anadolu’yu ele geçirdiler öylece
bölgemizde Roma’lılar yönetimine geçti. MS. 395
yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca
Anadolu Doğu Roma İmparatorluğu’nun(Bizans)
payına düştü. Orta çağda Anadolu
çeşitliişgallere sahne olmuşsa da yine Bizans ’
lılarda kaldı.
1071 yılında Büyük Selçuklu Sultana Alpaslan,
Malazgirt Savaşı’nı kazanarak Anadolu kapılarını
Türklere açtı. Danişment Gazi, Sivas,Amasya,
Tokat, Kayseri, Malatya, ve Çorum’u ele geçirdi.
Bu topraklar üzerinde Büyük Selçuklu Devleti’ne
bağlı Danişment’ler Beyliği’ni
kurdu.Boğazlıyan’ın toprakları bu beyliğe ait
oldu.
1077 yılında Süleyman Şah Anadolu Selçuklu
Devleti’ni kurdu. Anadolu Selçuklu Devleti;
Giyasettin Keyhusrev, birinci İzzettin Keykavus,
özellikle l. Alaaddin Keykubat zamanlarına
eriştiği parlak devirlerinden sonra, iç
sarsıntılar ve dış saldırılarla zayıfladı.
Nihayet 1243 yılında Kösedağı Savaşı ile
Moğollar’a yenilmeleri üzerine bir girmek
zorunda kaldı. Bu felaketten bir türlü kendini
kurtaramayan Selçuklular 1308 veya 1318
tarihinde yıkılıp gitti. Kösedağı bozgunu ve
Moğol istilasının bu kötü sonuçlarına, rağmen
Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli derecede rol
oynadığı görüldü.
Moğolların önünden kaçan göçebe
Oğuzlar(Türkmenler) dalgalar halinde Anadoluya
gelmişlerdir. Bu istila ile Anadolu Selçuklu
Devleti çökerken, yeni gelen büyük Oğuz
kitleleri Anadolu’nun fethini ve Türkleşmesini
tamamlamıştır.Nasıl Malazgirt Zaferinden sonra
Anadolu’ya yoğun bir Türk akımı olmuşsa, Moğol
istilası sırasında da Anadolu’ya adeta bir insan
seli gelmiştir. Kaynaklara göre Oğuz boylarının
büyük bir kısmı doğu, orta, güney, batı ve kuzey
Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Vali Demirtaş,
Anadolu’nun büyük bir kısmını işgal altına
almışlardır. Fakat kendisi yerini kayınbiraderi
Eratna’yı Mısır’a kaçınca civarda Eratna Devleti
kuruldu.
1281 yılında ise bu toprakların Kadı Burhanettin
Hükümeti kuruldu. (Kayseri) Kadı Burhanettin
kısa bir saltanat devrinden sonra, Akkoyunlu
Hükümdarı Osman Bey tarafından öldürülünce Sivas
’lılar bu bölgeyi Yıldırım Beyazıt’a teslim
ettiler. (1393) 1402 Ankara Savaşı ’ndan sonra
Yıldırım Beyazıt’ın yenilmesi ile Bölge Timur’un
eline geçti. Fakat kısa bir süre sonra bu
bölgeyi çelebi Mehmet tekrar Osmanlı
topraklarına kattı.
Anadolu’daki ana ticaret yollarından bazılarının
bölgemizden geçtiği görülür. Bunlardan biri
Kayseri’den (Boğazlıyan-Sarıkaya -Karamağara
üzerinden) Zile’ye ulaşıyor. Bu yol Selçuklu’lar
devrinde de kullanılmıştır. Bilindiği üzere
Yozgat çevresi Orta Anadolunun diğer bölgeleri
gibi yayla karekteri taşır. Bununla beraber
çevremizde başka yerlerde çokça görülmeyen uzun
vadiler vardır. Bu vadilere Türkçe “Öz”
denilmektedir. Öz sözü Türk dilinin en eski
hatıraları kabul edilen Güney Sibiryadaki
Yenisey Kitabelerinde dere, çay dolayısıyla vadi
anlamında geçmektedir.
Moğol istilası sırasında Anadolu’nun çeşitli
yerlerini (özellikle İçanadolu’ya yerleşen Kara
Tatarların (Moğul) büyük bir bölümü, Ankara
Savaşından sonra Timur tarafından Türkistan’a
götürüldü. Timur’un 1404 yılın Kara Tatarların
Anadolu’dan göç etmesi üzerine Yozgat ve komşu
yöreler, eskiden beri Sivas’ın güneyinde ve
Kayseri’nin doğusunda(özellikle uzun yayla)
yaylayan Dulkadirli Türkmenleri tarafın işgal ve
iskan edildi. Türkmenler, Oğuz elinin Boz Ok
koluna mensup olduklarından Yozgat ve Komşu
yörelerinde (Boğazlıyan dahil) Yurt tuttuktan
sonrada Boz Ok adını taşımaya devam ettiler.XV.
ve XVll. yüzyıllarda Boz Ok adı bölgeyi değil,
orda yaşayan halkı ifade ediyor. Ancak daha
sonra BOZOK bölge adı anlamını taşımaya başladı.
Bu Cumhuriyet devrine kadar devam etti.XV.
yüzyılda Yozgat ve komşu yörelere yerleşen ve
Boz Ok adıyla anılan oymakların başlıcaları
şunlardır: Kızılkocalu, Selmanlu,
Agçalu,Çiçeklu, Zakirlu, Mes’udlu, Ağça
Koyunlu,Kavurgalı, Demircilu, Şam Bayadı, Söklen
Hisar Beglu, Kralu ve diğerleri. Adı geçen
oymaklardan biri ikisi müstesna, hepsinin
adlarını boy belgelerinden aldıkları görülüyor.
Bu oymaklardan Çiçeklu Oymağı, Boğazlıyan ve
çevresine yerleşmiştir.
Prof. Dr. Faruk Sümer’in “Bozuk Tarihine ait
araştırmalar” adlı eserinde “Çiçeklu
Oymağı”adını Çiçek adlı Boy Beyinden almıştır.
Karamanoğlu İbrahim Bey zamanında (1430)
Kadirlilerin Karaman, iline yaptıkları Akında
Çiçek oğluda bulunmuş ve Karamanlı’ lara esir
düşmüştür. Çiçeklu Boyu Boğazlıyan yöresinde
oturmakta idi. Çiçeklu’ların 1527 yılında
Dulkadirli ailesinden Zünün oğlunun
ayaklanmasına katıldıkları görülüyor.
Çiçeklu’ların en büyük obaları taf olup,İkincisi
Yaplısu (Yapalak) muftelif etkinliklerde
çiftçilik yapmaktadır. Sipahizade olan Çiçek
oğulları bir çok etkinliklere sahip idiler.
“Yine Boz Ok Dulkadirli Beyliği sona erinceye
kadar (1522) bu beyliğin elinde kaldığı bölge
Dul kadir beylerinin oğulları tarafından idare
ediliyordu. Bundar Çandır veya ona yakın Kozan
Köyü’nde oturmakta idiler. 1522 yılında Rodos
Seferi’ne çıkıldığı esnada Dulkadirli
Beyliği’nin başında bulunan Şah Suvar oğlu Ali
Beg, Kanuni’nin buyruğu ile birlikte gizlice
öldürttüler. Ali Beyin öldürülmesi Dulkadir
Beyliği’nin bir Osmanlı Eyaleti haline getirdi
isede bu , devlete pahalıya mal olan isyanların
çıkmasına sebebiyet verdi.
1558-1559 tarihli deftere göre Boz ok sancağına
bağlı Boğazlıyan nahiyesinde 199 köy ve ekinlik
vardı. Bu köy ve ekinliklerde çiftçilik yapan
halkın çoğu çiçeklu oymağına mensuptu.Bu
nahiyedeki başlıca köyler ve etkinliklerden
bazıları şunlardır: Baba Yağmur, Caferlu,
Karakuyu, Gökçelu, Müderrislü (Diğer adı
Çalapverdi), Ekizce, Karakoç,
Sırçalu,(Sırçalıtekke)Pınarbaşı, Oğulcuk,
Yoğunisalu (Yoğunhisar) Güzelce Köprü (diğer adı
Uzunlu) bu deftere göre Boğazlıyan’da 594 vergi
nüfusu vardır ve hepsi Türktür.
XVll. yüzyılın ortalarında Boğazlıyan, Boz Ok
Sancağının kazası haline gelmiştir. lX. yüzyılın
ortalarında Boz Ok Kayseri, Ankara, Çankırı
sancaklarını içine alan büyük bir eyaletin adı
olmuştur. Boz Ok eyaletinin Boz Ok Sancağı ise
şu nahiyelere ayrılmıştır. Yozgat, Kocalar,
Akdağ ve Madenciler-Boğazlıyan, Çorum,Sorgun,
Salmanlı vb.
XX. yüzyılın başında Boz Ok, Yozgat sancağı
adıyla Ankara Vilayeti’ne bağlanmış üç kazadan
meydana gelmiştir. Yozgat (Merkez kaza),
Boğazlıyan, Akdağmadeni (1272/1854-1328/1900)
tarihli Ankara vilayeti salnameleri yıllık)
Boğazlıyan son asırlarda gelişmiş bir yerleşim
merkezidir. Burada bir beg ailesi yaşamaktadır.
Aile mensuplarının hatıralarına göre ailenin en
eski ceddi Deli Mehmet Beg olup Sivas’tan (veya
o bölgeden ) gelmiştir. Yine bu hatıralara göre
Kasabanın kurulması Mehmet Beg ile başlar.
(Boğazlıyanlı oğulları) Mehmet Bey Bağdat’a
tayin edilmiştir. Onun oğulları Ahmed ve Osman
Begler babalarının yurduna dönerek yörenin
idaresini ellerine almışlar, oğul ve torunlarıda
yörenin ayanları olarak tanınmışlardır
Boğazlıyan Osmanlı imparatorluğu döneminde daha
büyük yerleşim merkezi olmaya doğru adım
atmıştır. Boğazlıyan’ın kaderi Yavuz Sultan
Selim’in Çaldıran Savaşı için doğuya giderken
ordularından bir kısmı Boğazlıyan toprakları
üzerinden geçmişlerdir. Yavuz’un orduları
geçtikleri ırmak ve dereler üzerinde köprüler
yapıyorlardı.İşte bu geçiş Tek Göz (Kayseri
Köprüsü ) Paşaköy köprüleri ve Erkilet Bağları
üzerinde yaptırılan “Toprakhan” Boğazlıyan’ın
önemini artırdı.
Tek Göz ve Paşaköyü Köprüleri’nin yapılması
ticaret yolunun güneye kaymasına ve Boğazlıyan
üzerinden geçmesine sebep olmuştur. Bağdat
ticaret yolu Kayseri-Erkilet Yazıçepni
Karakoç-Boğazlıyan Yenipazar (Keller)- Yozgat
üzerine kaymıştır. Ticaret kervanlarının
güvenliğini sağlamak için Boğazlıyan’a Jandarma
Karakolu kurulmuştur.
Başbakanlık Arşivi’ndeki kayıtlardan
Boğazlayan’ın 1907’de Boz Ok Sancağı’nın bir
ilçesi olduğunu, Enver Ziya Kara’dan “Osmanlı
İmparatorluğu’nda ilk Nüfus Sayımı” isimli
eserinde Boğazlıyan ilçe merkezini 2745 nüfusa
sahip olduğunu öğreniyoruz. (1831) 1892 tarihli
salnameden (yıllık) Boğazlıyan’ın merkez
bucağına bağlı 76, ilçeye bağlı Akdağ bucağının
37 köyü ile birlikte 113 köyden oluşan bir ilçe
olup kaymakamı Osman Efendi’dir. Yine bu
yıllıktan anlaşıldığına göre evvelce Akdağ’ın
bir bucağı durumunda olan Boğazlıyan, daha sonra
Akdağ’ı içine alan büyük bir ilçe olmuştur. Bu
gelişmenin nedeni Oğuz Boyları’nın Boğazlıyan ve
çerçevesine daha fazla yerleşmelerindendir.
Boğazlıyan’da ilk belediye teşkilatı 1879
tarihinde kurulmuştur. 1909 tarihinde Bidayet
(Tanzimattan sonra kurulan Nizamiye Mahkemeleri
içinde, Asliye Mahkemeleri gibi çalışan
ilkderece mahkemelerdir. ) Mahkemesi
kurulmuştur.
Boğazlıyan kaymakamı Akif Bey ilçe çevresindeki
bataklıklardan dolayı yaz ayları için Hükümet
Teşkilatını Uzunlu Köyü’ne nakli hakkında
saraydan aldığı ferman ile 1300 (1884) Askerlik
Şubesi’nin Boğazlıyan’da kurulması ve umumi
harple ilçeden ayrılmanın sakıncalı olduğu
nedeni ile Hükümet teşkilatı tekrar Boğazlıyan’a
nakledilmiştir.
KURTULUŞ
SAVAŞI’NDA BOĞAZLIYAN
Kurtuluş Savaşı’nda Boğazlıyan halkı
T.B.M.M.’nin yanında yer almıştır. İstanbul
Hükümetinin Şeyhülislam Dürrüzade Abdullah
Efendiye yayınlattığı ( 11 Nisan 1920 ) Kuvay-i
Milliye’nin ve T.B.B.M.’nin gayri meşru olduğu
hakkında fetvaya karşı,. Ankara Müftüsü Rıfat
Efendi’nin (Börekçi) öncülüğünde yayımlanan
T.B.M.M. ve Kuvay-i Milliye’cilerin yasal ve
dinen uygun, düşmanlara karşı mücadele
ettiklerini ortaya koyan karşı fetvada 153
Anadolu Müftüsü ile birlikte Boğazlıyan Müftüsü
Abdullah Efendi’ninde imzası vardır.
Ayrıca T.B.M.M.’ne karşı Yozgat’ta Çapanoğulları
İngilizlerin ve Osmanlı Hükümeti’nin teşviki ile
isyan ettiğinden Boğazlıyan halkı yine T.B.M.M.
nin yanında yer almıştır. Çapanoğlu
isyancılarını (Halk arasında Pusadlar denir)
Boğazlıyan’a sokmamak için silahlı mücadele
edilmiş,bu çarpışmalar sırasında Molla Mehmet,
Duran Kadı Mehmet, Cezayirli Mehmet (Hasan
onbaşı)Efendiler şehit olmuşlardır.
23 Haziran 1920 Çapanoğulları isyanı Çerkez
Ethem tarafından bastırıldıktan sonra Kılıç Ali
Bey Boğazlıyan çevresinde eşkıyalık yapan
isyancıları temizlemiştir.